![]() |
| (Fotoğraf https://tr.pinterest.com/pin/304344887301819401/ 'dan alıntıdır.) |
Hoş onun endişesi şu sıralar hele ki bu soğuklarda işini hemen bitirip bir bardakta olsa sıcak bir çay içebilmekti.Görevli olduğu sokağın köşesinde küçük bir çay ocağı vardı. Ara sıra orada çay içer mahalle eşrafı ve esnafla biraz muhabbet ederdi. Sevilirdi o mahallede, büyüklerin abisi, küçüklerin ise tonton amcası olmuştu. Çocukları çok severdi. Zaman zaman mahallenin çocuklarına çöplerinizi yerlere atmayın diye öğütlerde bulunur, ara ara da dersler nasıl gidiyor diye takılırdı.
Epeyce yaş almıştı, ellilerin sonunda e haliyle de baya görmüş geçirmiş bir adamdı. Sohbet, muhabbet etmeyi severdi her insan gibi lakin biraz çekingen, mahçup bir yapısı vardı. Onun bu saf temiz, mahçup halleri adeta masumluğun hala dünya üzerinde var olduğunun ispatı gibiydi.
Sevilirdi evet ama onunda sevdikleri vardı. Şehir dışında okuyan torunu gibi. Maaşını aldığında kendisine biraz harçlık ayırarak parayı torununa göndermişti. İki çocuğu vardı, biri kız biri erkek ama evliydiler ve babalarına ayıracak zamanları hiç yoktu. İki torunu vardı biri okuyor diğeride çalışıyordu. Onlar dedelerini arar sorar ara ara da ziyaretine giderlerdi. İçi buruktu yaşlı adamın çünkü çocukları uzaktı ona ve eşini de birkaç yıl önce kaybetmişti. Yalnız hissediyordu kendini, torunlarının ilgisi yetmiyordu belki ama buna da şükür ya onlarda olmasaydı diye düşünürdü sık sık.
O gün yine ailesini düşünüyordu hele eşi hiç aklından çıkmıyordu. Keşke yanımda olsa diye düşündü. Sonra daldı gitti eski anılara beraber geçirdikleri güzel günler geldi adamın aklına ve süzüldü gözlerinden yaşlar.
Zor dedi çok zor sevdiğini ''Sevdiklerini'' KAYBETMEK.
O bu düşüncelerdeyken akşam olmak üzereydi ve biraz da karnı acıkmıştı. Yine düşünmeden edemedi. Eskiden işten çıkar eve koşarak gider, yemek masası hazırlanmış ve çoluk çocuk onu beklerdi. Özlemişti ailece yemek yemeyi. Özlemişti sofrada edilen muhabbetleri. Bunlar eski anılar olarak kalmıştı artık hayatında.
Neyse dedi yaşlı adam sokağın ilerisindeki pideciye gidip birşeyler alayım. Zaten pidelerin kokusu da burnuna gelirdi hep görüntüsünden önce. Pideler yeni çıkmıştı sıcacık dumanı üstündeydi. Yaşlı adam cebindeki bozuklukları çıkardı bir pide adlı. Havada soğuktu hani yanınada çay ocağından sıcacık bir çay aldı geçti otobüs durağına. Bir yandan yemeğini yerken bir yandan da gelen geçeni izliyordu.
Bir otobüs durağa yanaştı ve yaşlı adamın tam önünde durdu. Kısacık bir zaman diliminde bir yolcu ile göz göze geldi. Soğuk, telaşe, burukluk, endişe ve en önemlisi hüzün... Gözlerinde hepsi mevcuttu yaşlı adamın. O tek bakış yolcuya herşeyi anlatmıştı.
Sevgiler...
