![]() |
| (Fotoğraf alıntıdır) |
Aşkım Kapışmak sosyal medya hesaplarından birinde şöyle bir paylaşım yapmış;
“Ne çok şey öğrettiniz, kalbimi kıranlar
Ne kadar sözüm varsa götürdünüz aklımı çelenler
Küçük yaşlarımı büyüttünüz ey çekip gidenler
Olana da bin şükür, olmayana da
Canınız sağolsun
Şimdi gelseniz de başkasıyım, gelmeseneniz de
Umudum sizden ayrı, yolum sizden gayrı
Sorsanız unuttun mu gerçekten hemen diye
Ne zannettiniz ya, misafirdiniz bende.
Canım sağolsun..."
Ne güzel söylemiş, lakin şu hayatta kaç kişi böyle davranabiliyor ki? Çok azımız böyledir. Oysa hepimiz yaralanmamayı, üzülmemeyi isteriz ama böyle bir dünyada ne mümkün. Yaşamakta zor be dediğinizi duyar gibiyim. Kolay değil birçoğumuz için. Her insanın hayatında türlü türlü dertler, acılar, yaralar var. Her biri birbirinden farklı ve kendine has. O yüzden benim gözümde hepsi saygı duyulasıdır. Yara almak aslında yaşamanın bir cilvesi. Bence yaralanmak ve yara almak arasında küçük bir fark var. Yaralanmak; insanların sizi kırmasına, ezmesine müsade etmektir. Yara almak ise; o insanlara müsade etmemek için verdiğiniz savaşta aldığınız, gururlandırıcı nişanelerdir. Kişi mücadele içerisinde ise yara almalı ki yaşadığını hissetsin ve yaşamının değerini bilsin. Ne demişler “öldürmeyen, güçlendirir"
Evet her gelen misafirdir hayatımımızda ancak bazıları misafir gibi gitmezler... Ne var ne yoksa heşeyi toplayıp giderler. Elinden bir şey gelmez, ardından öylece bakakalırısn...
Sevgiler...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder