23 Kasım 2015 Pazartesi

DEDEME MEKTUP

(Fotoğraf denniscrompton.blogspot.com'dan alıntıdır)
(Fotoğraf denniscrompton.blogspot.com'dan alıntıdır.)


    Dedem;    

    Sen düştün yine aklıma birkaç gündür. Çocukluğum gözlerimin önünde nedense şu sıralar. Sanırım yaş ilerledikçe geçmişte sahip olduğu şeylerin kıymetini daha iyi anlıyor insan. Dedem benim... Çocukluğumun kahramanı. Ne çok anımız var seninle. Keşke yine ete kemiğe bürünüp, sıkıca sarılsan bana sanki küçük bir çocukmuşum gibi. Seninle birlikte gitti o güzel gülen adam.        Hatırlar mısın? Yaz geldiği gibi şu limonlu buz parmaklardan alıp getirirdin bana ya da beraber almaya giderdik. Çünkü çok sevdiğimi bilirdin. Ben sabırsızca ve heyecanla açardım ambalajını ve başlardım yemeye.  Sen ise gülen gözlerinle ve tebessümün ile beni izledin. O zamanlar anlamazdım ama şimdi anlıyorum ki  bir çocuğun tek derdinin sadece bişeyler mideye indirmek olduğu o masumiyet gerçekten izlemeye değer.       
     
     Bazı sabahlar ise, senin çekiç sesinle uyanırdım ve koşa koşa bahçeye çıkar, yanağından kocaman öper, yine koşa koşa kahvaltıya giderdim. Kendine iş icat etmeyi ne çok severdin. Her zaman“Boş durmak olmaz'' derdin. İnşaattaki çivileri toplar, yeniden kullanılsın diye, çekiçle tek tek onları düzeltirdin. Onları toplamak için beraber yaptığımız mıknatıslı sopalarda vardı, girer inşaata çivileri toplardık, oyun gibi gelirdi bana. Ayrıca ben de ne çok soru sorardım sana hatırlar mısın? Kıyamam sana, sende hepsine bıkmadan, usanmadan, tek tek cevap verirdin. Tabiki bir de yaramaz bir çocuk olarak ara ara seni kızdırırdım. Sen bağırır, homurdanır sonra susardın, bende sana kedi gibi sırnaşır, sarılır “Ama dedee!!'' dediğim gibi, gülen gözlerinle bana bakar, sıkıca sarılırdın. O zaman kendimi ne kadar çok güvende hissettiğimi inan kelimelerle ifade edemem. Biliyorum hep derdin ya bana “Gel bakayım buraya, sen başkasın, dedesinin güzeli'' Hiç unutmuyorum sözlerini. Sende benim için başkasın hemde bambaşka.

     Seninle trene ilk bindiğim anı da hiç unutmuyorum. Çocuğum tabi, yolculuk benim için gizemli bir dünya, aynı zamanda daha önce görmediğim bir şey. Sen elimden tutuyorsun, ben ise; meraklı meraklı etrafa bakıyorum. Tren hareket ediyor ve sonra dışarıyı seyredeceğim diye tutturuyorum. Sen kucağına alıyorsun beni ve ilk tepkim “hiç bir şey göremiyorum.'' Ve işte yine senin o sıcacık gülümsemen. O kadar çok şey var ki  sana dair. Hepsi aklımda kalsın, zamanla hiç silinmesin istiyorum.

     Bugün tonton, beyaz sakalllı yaşlı bir DEDE ile karşılaştım. Sen geldin aklıma yine. Zor yürüyordu, bir elinde mendil ve yara bandı vardı. Elindeki poşettede devamı. Gittim yanına “amca ne kadar mendil?''dedim, “elli kuruş kızım'' dedi. “Sen elindeki mendilleri ver bana''dedim. Yanında da bir kutu yara bandı verdi.

    Sonra dedimki kendi kendime, dedemin eksiliğinin yaralarına, bir kutu yara bandı yetmez ki...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder